01‏/05‏/2007

28 Nisan, Ankara- Tandoğan Meydanı Kerkük Mitingi Notları





28 Nisan, Ankara- Tandoğan Meydanı Kerkük Mitingi Notları...


Muhittin ARAR


“BİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN” veya “TÜRK ORDUSU,TÜRK MİLLETİ KERKÜK’E...”



İşgal güçlerinin Saddam yönetimini devirip o topraklara girişinden bugüne, insanlığın az şahit olduğu hukuksuzluk, vahşet yaşanıyor. Sözde, demokrasi, barış ve kardeşlik getirecekleri iddiasında olan ABD ve işbirlikçisi güçler soykırımı da aşan vahşetleri sergilemekten çekinmemiş, tüm olup bitenler karşısında kimsenin tüyü kıpırdamamıştır. Devletlere, şirketlere eften püften işler için dayatmalar yapan AB’si veya, emperyalizme karşı söylemlerden geri durmayan, milletlere özgürlük öğütleyen Rusya’sı, Japon’u, Çin’i işgalcilerle aynı konumda kalmışlardır. Neredeler diye sorulabilir?...


Belli ki olay, Çokuluslu güçlerin sömürüsü ve petrol başta olmak üzere Orta Doğu ve Türkistan coğrafyasındaki yeraltı ve yerüstü kaynaklarına konmak, bu zenginliklerin olduğu ülkeleri işgal. Ele geçirecekleri ülkelerde kontrol ettikleri kargaşa, çatışmalar ve gerekirse iç harp. Irak coğrafyasında bunların en vahşisi yapılmaktadır. Kelimelerin ifadeden aciz kaldığı, sözün yetmediği durumlarla karşı karşıya insanlık. İnsanlık ve başta Ortadoğu’da yaşayan halklar ve bilhassa Türk/ Türkmen... Ebu Gayrip hapishanesinde işlenen vahşet, bir ahlaksızlık ve allahsızlıkla nitelenecek türden değildir; tüm kavramların ötesinde bir hayvanlık, canavarlık, utanmazlık. Saddam heykellerinin yıkılması, Saddam’ın bir Arefe’de boynuna yağlı kendir geçirilip idamından sonra başka intikamlar karaya vurmuştur. Bin yıllık Haçlı kini. Dün de sürüler idi bu alçak kalabalıklar. Sarhoş, serseri ve alçak... İşgal ve meydan okumanın ortasında Türk insanı vardır. İt, kağnı gölgesini kendi gölgesi sanır, derler ya, petro-dolarcıların güdümündeki uşşaklar -sözüm ona aşiret reisleri olan- Talabani ve Barzani işgal güçlerinin yöntemlerini kullanarak, etrafındaki güçlü ülkelere ve Türkiye’ye, İran’a ve dahi Türk-İslam dünyasına karşın Irak’ın kuzeyini tam bir temerküz kampına çevirmiş, aşağılığın hepsini birbir devreye sokmuştur. Yapılması gerekenler bellidir.rakın “Çuval olayı, bir insanın burnu kanasa mehmetçik o topraklarda olmalıydı.Yedi düvele Çanakkale’de ders veren Türk çocuğu aynı kaderi paylaşmakta, bu defa onları yerin altına gömmek durumunda iken, aymazlık baştan başlamış, bugünlere gelinmiştir. İnsanlığın sinirleriyle oynayıp duranlar bir de Türkmenêli’ni “İkinci İsrail” yapma yolunda bir de hukuk kılıfı geçirmek üzere Kerkük’te oylamaya kalkışmaktadır, bunda zamanın geldiği ni de belirterterek. ”Türkiye içişlerimize karışırsa” imiş. Eceli gelen köpek örneği.


Mehmetçik, girmek üzeredir; önlerinde bir Siyasi İrade aymazlığını aşma kalmıştır. İstiklal harbi’nde tarihin her döneminde bir olduğumuz Irak Türk’ü yalnız bırakılamaz. Irak Türk’ü dün Çanakkale’de, Kafkasya’da şehitler vermiş,bugün kendi imdadına ulaşılmasını bekliyor. O bakımdan Muratlı, sık sık yürekleri parçalayan bir haykırışla milletimize seslenmiştir mitingde: ”Bizi yalnız bırakmayınız!...”


Ülkenin her tarafından Şanlıurfa’dan, hatay’dan, Aydın’dan, Kars’tan kalkıp gelmiş onbinler... dünyanın bir ucundan bir ümittir; özgürlük ve namus şeref uğruna alada dökülmüş Türkmen kardeşlerimiz ellerinde pankartlar, yazıyor: Kanada, Amerika, Hollanda şehirleri.Arapça,-gâvur anlasın diyedir-İngilizce ve özdilimizden sözler;”Vatan namustur satılamaz!”, ”Kerkük, Erbil namustur!”


Mitinge pek çok kuruluş destek vermiştir. Kamu-sen, Alperen Ocakları,Türk Ocakları, Ülkü Ocakları, Türk Metal Sen, hatta sol görüşlü bir çok kuruluş... Yine BBP Genel Başkanı sayın Muhsin Yazıcıoğlu eşiyle birlikte bizzat alandadır.Hakkı Öznur ve diğer yardımcıları, yine başta D.Sol parti yetkilileri. Avrasya, Başkent,Türkmenêli ve bir çok kanal canlı yayında,ülke bu mitingde kalkıp oturuyor, herkes bir sese kilitlenmiştir. Muratlı bey’in söylediğibir cümle çarpıcıdır:”Mitingde Türkiye birleşmiştir....”Mavi –Beyaz ve Ay-Yıldızlı bayraklar altında onbinler, yüzbinler tek ses:”Mehmetçik vatan topraklarına!...”


Mehmetçik yürüyecektir ....


Bu olacaktır, fazla sürmeden. Bunu dünyaya haykırmak üzere Ankara Tandoğan’da yüzbinler bir araya gelmiş, belliki 300 milyonluk Türk Dünyasının sesi olmuşlardır.


28 Nisan günü, Ankara Tandoğan’da düzenlenen bir mitingde Irak Türkmen Cephesi’ (İTC)nce düzenlenen , ”Telafer’den Mendeli’ye Türkmenêli Türk’tür, Türk kalacaktır!” haykırışları arasında, Irak’ın kuzeyinde yaşanılan vahşete karşı “ayağa kalkma ve direniş” çağrısında, yüzbinlere haykıran Cephe temsilcisi Ahmet Muratlı Bey, çok dikkatli bir dil kullanmıştır.İti köpeği dersini alacaktır bir araya gelişten. Dost düşman gözünü açacaktır. Bunlarla birlikte Muratlı başka bir gerçeğin de temsilcisi olmuştur. Olması gereken bir Türk tavrının.


Muratlı, İngiliz işgâliyle başlayan Türk/ Türkmenlere karşı işlenen sistemli katliamları/ soykırımları anlatmış ve bir tespitte bulunmuştur:


“İngiliz’lerden sonra o topraklara bela edilen kukla yönetimler bizleri o topraklarda yok etmeye çalıştı. Türkmen liderler başta olmak üzere işkenceler, tutuklanmalar, toplu katliamlar birbirini izledi. Türkmen öncüler binbir işkence ve eziyetten sonra Kerkük sokaklarında gezdirildi ve kimi kurşunlara dizilerek şehit edildi, kimi idam edildi.”


“59’da, 74’te, 80’de, 90’da bu katliam ve soykırımlar, sürgünler artarak devam ettirildi.... “


“Katil Saddam zamanında bu işler daha sistemli hale getirildi; sürgünler, köy boşaltmaları, mala mülke el koymalar aldı yürüdü... O günler Irak’ın kuzeyinde yaşayan –Osmanlının hatırası olarak- aynı imanı paylaşan kurmanç kardeşlerimizi bizler korumaya çalıştık. Saddam’la birleşip onların yok edilişine çabalamadık...”


“Bakın, işgal güçlerinden sonra ortaya çıkan duruma. Zulmü yok edeceğiz, demokrasiyi getireceğiz, diye Irak’ı işgal edenler kan ve gözyaşından başka bir şey vermediler. Binlerce yıldır Türk’ün himayesinde barış ve huzur içerisinde yaşayan Irak halkını parçaladılar. Aynı kıbleye inanan insanları mezhep düşmanlığı ile birbirine kırdırdılar. Bağdat kan akıyor; Telafer, Kerkük... “


“Bakın, dün bize olmadık zulmü yapan Saddam’ın yok edilişinden sonra işgal güçleriyle birleşip onlara saldırmadık, işgalcilerin yanında olmadık. Çünkü biz Türk’üz, büyük milletiz. Irak’ın kuzeyine musallat edilen, esasen oradaki kardeşlerimizi temsil etmeyen bazı kimseler İşgal güçlerinin desteğinde bizi orada yok etmek istiyor. Erbil’i Türklük’ten çıkarmak, Telafer’i soykırıma uğratmak, Kerkük’ü bir oldu bittiyle teslim almak istiyorlar....”


“Unutulmasın bizler binlerce yıl sonra o topraklarda yine olacağız. İşgal güçlerine sığınıp orada yaşayan insanlara, ayırım yapmadan söylüyorum, zulm edenler iyi hesaplamalıdır. O topraklar vatanımızdır; Türkçe bizim dilimiz, bayrağımızdır. Kerkük, Telafer namusumuzdur!”


“ Bizler aziz ve yüce bir milletin çocuklarıyız. İşin başka boyutu bizler için üç günlüktür, üç günümüzü alır. Bizler o topraklarda yaşayan herkese yardım etmek, ellerinden tutmak ve Türk’ün barışçı, adil kardeşlik anlayışıyla o topraklara sahip çıkmalıyız. Unutmayalım ki, o topraklara bizler çok önceden yerleşmiş, üzerinde beylikler, devletler kurmuşuz... O topraklar Anadolu’nun doğal uzantısıdır” benzeri açıklamalar, hatırlatma ve çağrılar Muratlı’dan...


İşgal güçlerinin yarattığı vahşetlerden en kötüsü burada yaşayan insanlar arasına kalıcı kandavası, husumet ekmesidir. Şii, sunni diyerek,- aynı kıbleye yönelen, aynı Tanrıya bağlı- insanların birbirine düşürülmesi. Bu oyun gerçi bellidir. İngiliz’in Hindistan’da, Afganistan’da yaptıklarının bir başka şekli.Fıransız’ın Cezayir’de uyguladığı kanlı vahşetin başka çeşidi, yer yer İsrail’in...


Yerlilerin kıyafetine bürünüp birgün bir oymağı, diğer gün başka soydan, boydan insanları boğazlama.Yahudi ve Mossat’ı tam devrededir. Kim ölürse ölsün. İnanılan gerçek te budur: Bu olayların çoğunda ne sünninin, ne şia inancındaki insanın bir vebali olmadığı. Muratlı, ”Bu coğrafyada yaşayan indanların tümüne yardım edin” çağrısını yaparken bu gerçeği bilenlerdendir. Bu kanı ancak Türk iradesi, Türk idaresi durdurabilir, binlerce yıldır huzur içerisinde yaşayan, kardeşçe yaşayanları yeniden barıştıracak olan Türk gücü, Türk kardeşliği olacaktır.


Kerküklü Ozan’ın,”Neredesin” haykırmalarıyla biten şiiri sağır kulakları açacak durumdadır.


Neredeyiz!


rakın başkalarını dünyanın en güçlü ordularından birisine sahip Türkiye nerededir?!..


Nutuk, anlayışla çözülme edebiyatları ya korkaklık şeklinde anlaşılmaktadır veya işbirlikçilik şeklinde.Hiç birisi kabul edilemez. Esasen Lozan antlaşmalarının özüne de uygundur girişimiz.


Bir varki, Mitingde, o muhteşem heyecan anında, ayranımızın kabardığı demde bile dikkatle söylenen sözler, Türk’ün binlerce yıl sonrasına bir not düşmedir. Pek yakında Ay-Yıldız’ın şahlanacacağı günde hem Irak Türk’üne hak huzur, hem orada yaşayan tüm insanlara gerçek kardeşlik sunacakların dikkatli dilidir.Gençlik, millet, devlet, ordu... Muratlı ve alanda birer bayrak, birer mehmetçik kesilen yüzbinlerin, milyonlarla bütünleşenlerin çağrısının özeti: maşeri bir Türk birliğininin yola çıkmada gecikemeyeceği demde bir Türk bakışını yansıtmasır....


Daha gecikmeden, daha fazla kan akmasına müsade etmeden, insanların çektiği acılar bitsin,vahşetler dursun... İnsanlık şerefi için, her türlü şerefsize ders vermek üzere: ”Türk Ordusu,Türk Milleti haydi Kerkük’e, haydi Türkmenêli’ne!...



GÖRÜNTÜLER



@@@



@@@



@@@



ليست هناك تعليقات: